2 Ekim 2015 Cuma

Akşehir Gezimiz

Seyahat etmeyi seviyor musunuz? Yakın uzak fark etmez biz gezmeye devam ederiz diyorsanız eğer sizleri Nasreddin Hoca kenti olan Akşehir’e bekliyoruz…
http://ailemerkezi.com/2013/12/11/ailemerkezi-turkiye-turunda-aksehir/
Nerelisin? diye sordukları zaman Akşehir’liyim derdim. Akşehir nereye bağlı niye Konya demiyorsun dediklerin de ben Akşehir’liyim ama derdim.Çünkü Konya’ya hiç gitmedim bu zamana kadar ,arada belki de topu topu bu zamana kadar 3 kere gitmişimdir Akşehir’e ama gidip görme isteğimiz hep vardı. #ailemerkezi ve #1Cimcime ile Türkiye turuna çıkıp Akşehir’e gitmeden olmazdı. Hava soğuk değildi şansımıza ,zaten küçük bir yer Akşehir, gezilecek yerlerine baktığın zaman çok fazla şeyi var ama nedense sadece ön planda olan Nasreddin Hoca.
Nasreddin Hoca ve ailemerkezi
Akşehir’e girdiğiniz zaman zaten heryer de Nasreddin Hoca’yı görebilirsiniz. Eşşeğine ters binmiş heryer de heykelleri ve fıkraları ile süslenmiş. Halkımız bazı yapılan heykellere her yerde zarar verdiği gibi bunlardan birkaçına da maalesef zarar vermiş. Belediye her yere yazı yazmasına rağmen maalesef koruyamamışlar. Nasreddin Hoca’nın elinde ki küreği kırmışlar en basit örnek. Yani onu kırdığız zaman ne oldu? Zarar verdiğiniz için sizi kutladılar mı? Ben bazen insanları anlayamıyorum.
Nasreddin Hoca‘nın türbesi en merkezde olan bir yerde hatta önünde de “Dünyanın Tam Ortası” diye bir yer var,herkes orada fotoğraf çektiriyor. Mutlaka sizler de gidin görün oraları diyebilirim. İpek 1cimcime dünyanın ortası deyip deyip o yuvarlağın üstüne çıkıp çıkıp indi, çok hoşuna gitti .Nasreddin Hoca türbesinin bulunduğu yerde ki çöp kutuları bile o kadar güzel ki ,tertemiz ,her yer de çiçekler var.Yerde biz bir kağıt parçası bile görmedik. Nasreddin Hoca hakkında bilgiler türbenin bulunduğu yere girdiğiniz kapının hemen önünde anlatılıyor hem Türkçe hem İngilizce olarak. Biz burada ve heykellerin olduğu yerde bolbol fotoğraf çektirdik İpek 1cimcime bu büyük heykelleri görünce biraz korktu ama bundan 10 yıl önce de böyleydi şimdi de aynı duruyorlar tabi bazılarına zarar vermelerinin dışında. Hatta koskocaman bir kazan bulunuyor meydan da ,o da görülmeye değer. Bu arada 5-10 Temmuz da Nasreddin Hoca şenlikleri yapılıyor eğer fırsatınız olursa mutlaka gidin derim, çok eğlenceli oluyor,belki biz de gideriz .Buraları gezdikten sonra Akşehir’e gelip meşhur etli ekmek ve tandır kebabı yememezlik olmazdı ve yolumuzu oraya çevirdik…
Meşhur Etli Ekmek-Tandır Kebabı …offf off diyorum başka da bir şey diyemiyorum. O kadar güzeldi ki anlatamam. Leziz Etli Ekmek var meşhurdur Akşehir’de ,ünlüler hep oraya gider. Mahalle arasında ,eski bir bina ama etli ekmeği çok güzel. Koyun etinden yapılıyor ama yerken hiç onun kokusunu almıyorsunuz , lokantaya girdiğiniz zaman da o kokuyu hissedebiliyorsunuz. Ben 1 tane yedim ama yemeye başladığınız zaman 2 taneyi rahat yiyebilirsiniz. Yanına konan o acı biber turşuları ve pul biber ile çok rahat yiyebilirsiniz. Yanına da ayranınızı içtikten sonra ohhh süper. Bu arada eğer peynirli yaptırırsanız bunun adı değişiyor ve Mevlana Etli Ekmek oluyor. Biz de orada öğrendik. Akşehir’e gidipte etli ekmek yada tandır kebabı yemeden gelmeyin.
meşhur etli ekmek
Gezilecek görülecek o kadar yeri var ki Akşehir’in biz fazla gezemedik ama sizler giderseniz mutlaka Hıdırlık‘a çıkıp bir çay içmeden dönmeyin derim. Akşehir gölü ile de meşhurdur aslında ama artık göl kurumaya başlamış. Sultan dağları ile Emir dağı arasındaki çöküntü alanda bulunmaktadır. İç Anadolu bölgesinin en büyük illeri arasında bulunur Konya, önceden İstanbul’dan trene biner giderdik ama şimdi hızlı trenin gelmesini bekliyoruz.
Biz güzel bir gün geçirdik #ailemerkezi ve #1Cimcime ile .Sizler de Hayat Çocukla Çok Güzel diyorsanız ve sevmeyi seviyorsanız mutlaka buraları görün, gittiğiniz yerler hakkında bizlere bildirin belki bizler de oralara gitme imkanına sahip oluruz. Türkiye’yi gezelim görelim…

Bolu Gezimiz

2007 yılında tanışmıştık Bolu ile. İstanbul’dan ayrılış ve 2 sene boyunca orada yaşamak zorundaydık ailemizden uzakta ,geleceğimiz için karar verip gittiğimiz yerdi Bolu…

Büyük bir şehirden sonra küçük bir şehire gitmek biraz zor oldu tabi ama oradaki arkadaşlarımız Bolu’yu bizim için önemli hale getirmişti. Bazı Bolu’lu esnaflar maalesef öğrencileri sevmiyor ve çok ters bakardı. Erkekle kız yan yana dolaşsa bile laf yaparlardı. Biz Batuhan ile orada tanıştık ,birlikte olduğumuz sürece hiç böyle tepki almadık, çok sevilmiştik nedense. Bizde yavaş yavaş Bolu’yu seviyor, onlar gibi konuşmaya başlamıştık. “Ağanın-abisününn “ gibi kelimeler çok fazla söylenirdi. Güzeldi yaa o günler…
2007 yılından bu zamana Bolu çok ama çok değişti. Bizim bildiğimiz meydan trafiğe kapatılmış, soğuk bir hava kaplamıştı sanki. Alışmadığımız için belki de .İpek 1cimcime doğduktan sonra da mutlaka gitmeliyiz dedik ve gittik. Bolu’lu arkadaşım olan Nurdan’a biz geliyoruz demem yetti zaten. Gittik onlarla görüştük ,1gün kaldık. Gezdik, dolaştık, piknik yaptık. Çok güzel bir gün geçirdik.
Bolu’ya gittiğiniz zaman Abant, Gölcük, Esentepe, Mudurnu, Yedigöller görmeden gelmeyin. Her yerin özel ve gidilmesi görülmesi gereken yerleri vardır ya işte buralarda Bolu’nun güzel yerleri arasında. Hangisinden bahsetsem size bilmiyorum.
Batı Karadeniz bölgesinde yer alan Bolu, kışın çok soğuk olmasına rağmen üşümezsiniz. Biz kışın 39 dereceyi bile görmüştük. Yanınızda sevdiğimiz olduğu zaman galiba soğuğun ne kadar çok olduğu anlaşılmıyor.
Abant: Abant’a gitmek isterseniz Bolu merkezden kalkan otobüsler var onlarla gidebilirsiniz. Yol boyunca Abant’a giden otobüsler geçmektedir. Gölün etrafında yürüyerek güzel bir gün geçirebilirsiniz. Yeni yapılan dönemde göl biraz doldurulmasına rağmen bu hali de eskisi kadar güzel görünüyor. Piknik alanlarının bulunması ,çocuklarla beraber güzel bir gün geçirmeniz için birebir. Abant’ta birçok otel ve pansiyonlar yapılmış yaz kış gitmek isteyen misafirler için bekliyorlar. Bolu-Abant arası 34 km olup yaklaşık olarak 1 saatte gidebilirsiniz. Gölün etrafı 7km olup ,gölde Abant Alabalığı görülmektedir. Mutlaka gidin görün derim biz İpek 1cimcime ile çok ama çok eğlendik.
Çatak Çayırı: Bolu’dan 20 dk da gittiğimiz bu yer de çok güzel .Yemyeşil ormanın içinde , piknik alanlarının olduğu ,çocuklar için de oyun oynamaları için geniş alana sahip. Ilık bir rüzgar estiği zaman yaprakların ses çıkarması kuşların cıvıltısı o kadar güzel oluyor ki anlatamam. Biz İpek 1 cimcime ile yere yatıp yapraklara baktık, “Anneee bulutt “ dedi , koyun sürüsü gördü “Anneeee baksanaaa meee” dedi .Onun o mutluluğunu gördüğüm zaman biz daha çok mutlu olduk. İstanbul’da çocuk nerde görecek koyunu, keçiyi? Görürse anca kedi-köpek. Biz bu çayırda çok eğlendik sizinde yolunuz Bolu’ya düşerse mutlaka burada piknik yapın.
İpek Boluda
Yedigöller: Bolu’ya 42 km uzaklıkta olan bu harika yer 7 gölden oluşuyor. Büyükgöl, Seringöl, Deringöl, Nazlıgöl ,Küçükgöl,İncegöl veSazlıgöl’den oluşmaktadır. Bu göllerin hepsi çok ama çok güzel. 2008 yılında gitmiştim, İpek 1cimcime ile gitme fırsatımız olmadı. Yolu biraz engebeli, asfalt çalışması yapılmamıştı, yaklaşık olarak 1,5 -2 saatte gitmiştik. Yavaş yavaş ,ormanlık alandan gitmiştik. Giderken dönelim dediğimi hatırlıyorum ama oraya gittiğimizde iyi ki gitmişiz dedik ve oradan ayrılmak bile istemedik ,müthiş bir güzellikti. Bungalovların olduğunu görmüş ve keşke burda kalsaydık demiştik. Gerçekten gidilip görülmesi bir yer. Sabah erkenden gidip sessiz sakin, gezebilir, kuş sesleri içinde yürüyüşünüzü yapabilir ,göllerin kenarlarında bulunan oturma yerlerinde bolbol fotoğraf çektirebilirsiniz. Bizim yaptığımız gibi .
Yedigöller 2008
Gölcük :Harika bir göl daha işte. Nasıl güzel bir yer Bolu böyle mutlaka görmelisiniz. Biz heryerine hayranız. Göllerin olması ve çocuklar içinde uygun olmasından dolayı aileleri buralarda görmeniz mümkün. Bolu’ya en yakın yerler arasında ,15-20 dk da gidebilirsiniz. Bir vadi arasına saklanmış ve gittiğiniz zaman aldığınız temiz hava ile o kadar iyi oluyorsunuz ki ayrıldığınız zaman bir daha gitmek görmek istiyorsunuz. Yaz –kış farklı özelliğe bürünüyor sanki . Bolu’ya gelip buraya uğramadan sakın gitmeyin.
Esentepe: Adından da bilindiği gibi eser hep, en tepededir. Esentepe’ye çıktığınız zaman Gerede ayaklarınızın altındadır. Nasıl güzel bir yerdir anlatamam. İlk olarak burayla tanıştım. Annemlerle 2007 yılında gittiğimizde buraya çıkmıştık. Tertemiz hava, ağaçların içinde çok ama çok güzel bir yer. Kışın kayak yapılabiliniyor. Hatta diğer ülkelerden gelip orada antrenman yapanlar bile oluyor. İpek 1cimcime burayı görmedi ama onunla da mutlaka gidip parkta beraber oynayacağız. Okul zamanında ne çok giderdik. Hey gidi günler hey… Bolu’ya 45 dk uzaklıkta, Ankara’ya doğru giderken Gerede’den geçerken mutlaka Esentepe’ye uğramadan gitmeyin.
Bu yazı ile anılarımız birbir gözümüzün önünden geçti. Yaşadıklarımız, yaşayacaklarımız belki de bizim için çok güzeldi daha da güzel olacak. İpek 1cimcime ile hayatımıza çok güzel devam etmeye devam ediyoruz. Çocukla hayat her zaman söylediğim gibi çok ama çok güzel. O hiçbir zaman gezmek için bahane olamaz. Aracınız varsa gezmek çok rahat olabiliyor tabi ki . Bizde atlıyoruz arabamıza yol nereye götürürse gidiyoruz işte bazı zamanlar. #ailemerkezi olarak İpek 1cimcimemiz ile Türkiye turuna başladık. Günü birlik yada 1-2 gece kalarak şehirleri geziyoruz. Sizlerin de merak ettiği ve gidin mutlaka görün dediğiniz yerler varsa her şeye açığız. Hadi siz önerin biz gezelim :) Keşke sponsorlarımızda olsa dimi? Gezmek çok güzel de işte benzine gelen zamlardan dolayı bazen insanlar gitmek istedikleri yerlere gidemeyebiliyor. Allah hepimizin yardımcısı olsun…

Yolumuz açık olsun,  yolunuz açık olsun…

Trafik kurallarına uyun, uymayanları da lütfen uyarın !

Emniyet kemerinizi her zaman takın!

Çocukla seyahat etmekten hiçbir zaman korkmayın!

Bolu ile bizim anlatacaklarımız aslında çok fazla ama belki bir başka gezimizde, gitmediğimiz Bolu’nun görmediğimiz diğer illerini gezerken yazarız. Bolu’yu ve ülkemizi çok ama çok seviyoruz.

Eskişehir Gezimiz

Eskişehir evet bence bir çocuğun Türkiye’de yaşayabileceği en güzel ve en iyi şehir Eskişehir. Sadece çocuklar için değil tabi anne babaları içinde geçerli bu. Eskişehir’e çok küçükken çok gittim teyzem Anadolu Üniversitesinde çalışıyordu o zaman. Ama bu sene tatil için gittiğimde bambaşka bir şehirle karşılaştım. Kulaktan dolma bilgilerle Eskişehir’in yenilendiğini ve çok güzel olduğunu biliyordum ama bu kadar büyüleneceği mi tahmin etmiyordum.
İstanbul’da park diyince akla iki tane salıncak, bir kaydırak belki ikide ağaç gelir. Eskişehir’in her yeri park ve yol kenarına sıkıştırılmış ufak tefek sırf belediye çalışıyor denilsin diye yapılan parklar değil dönüm dönüm yeşil alan. Çocuğunu bırak oynasın akşama kadar. Hele birde Sazova Bilim Kültür ve Sanat Parkı var ki 600 dönüm yeşil alan üzerin kurulu herkesin görmesi gereken bir yer. İçinde Masal ŞatosuMasal GemisiSabancı Uzay Evi ve Bilim Deney Merkezi bulunuyor.
Masal Şatosu:  Yurt dışında Disneyland larda örneklerini gördüğümüz bir mimariye sahip. Eskişehir’in plakası 26 olduğu için 26 kulesi bulunuyor. Bu kulelerin her biri Türkiye’de bulunun ünlü bir yapının kopyası. Bunlardan bazıları Çan Kulesi / Diyarbakır , Adalet Kulesi / Topkapı Sarayı , Ulu Kule / Mardin , Burgulu Kule / Amasya , Yavru Kuleler , Galata Kulesi / İstanbul , Yivli Kule / Antalya , Kız Kulesi / İstanbul. Sazova’da ki rehberin dediği kadarı ile bu şatolardan dünyada sadece dört tane var ve Masal Şatosu büyüklük olarak dünyada ikinci sırada imiş. İç dekorasyonu daha bitmediği için içini gezemedik ama 2013 te tamamen hizmete açılacakmış. Büyük sürprizler olacağını söyledi rehber sırf Masal Şatosu için bile Eskişehir’e gidilir. :)
Masal Gemisi: Rehberin dediklerinden hatırladığım kadarı ile Masal Gemisi Kristof Kolomb’un gemisinin bir kopyası hatta Kolomb’un gemisi 24 metre imiş biz 25 metre yapmışız. Rehber araya sıkıştırıyor denizi olmayıp tersanesi olan tek şehir Eskişehir’dir diye peşine ekliyor üstelik ihracat bile yaptık. Tebrikler bu başarısından dolayı.
Sabancı Uzay Evi: Sazaova Parkı’nda bulunan en önemli yapıların başında Bilim, Deney Merkezi ve Sabancı Sponsorluğunda yapılan Uzay Evi geliyor. Maalesef biz vaktimiz olmadığından ve gezerken çok yorulduğumuzdan gidemedik. Ama rehberden aldığım bilgiye göre içeride 3 boyutlu uzay görüntüleri izliyormuşuz. Mutlaka görmelisiniz tabi bilet bulabilirseniz dedi gülerek :).
Bilim Deney Merkezi: Bilim , Deney Merkezi ‘nide  rehber eşliğinde geziyorsunuz  ortalama 40 dakika sürüyor ve süre boyunca size bilim merkezinde bulunan aletler ile fiziksel sunum yapılıyor. Ben şöyle bir gezip çıkayım diyemiyorsunuz maalesef :) Hafta içi ve hafta sonları belirli ziyaret saatleri bulunuyor . Ayrıca Bilim, Deney merkezinin hemen dışında bulunan  gerçek bir F4 Uçağı , Araba kaldıraçı , su değirmeni de mutlaka denemelisiniz.
Odunpazarı Eskişehir’in tarihi evlerinin olduğu bir semt. Ayrıca Lüle taşı almak istiyorsanız burada ufak tefek atölyeler var nasıl hazırlandığını bile görme şansınız oluyor. Cam sanat müzesi, Şelale Parkta Odunpazarı semtinde görmeniz gerekiyor.
Eskiden hatırladığım yanından bile geçmek istemeyeceğim Porsuk çayı temizlenmiş üstüne gene devasa KentPark kurulmuş hatta tekne seferleri ve gondol seferleri düzenleniyor. Üstelik kot farkı olduğu için Süveyş kanalındaki gibi küçük havuzlar oluşturulup sular yükseltilerek veya alçaltılarak  teknelerin ilerlemesi sağlanıyor. Daha göremediğimiz yada görüp de hatırlayamadığım pek çok yeri var Eskişehir’in. Umarım ileride mümkünse en kısa zamanda Eskişehir’e yerleşiriz.  Size de mutlaka görmenizi tavsiye ederim.

Antalya Gezimiz

Antalya ,Türkiye’nin en kalabalık illerinden biri. Bulunduğu konum bakımından da çok güzel.Turizm bakımından en gelişen iller arasında bulunuyor belki de. Sizler tatile oraya gittiğiniz zaman göreceksiniz yada görüyorsunuzdur zaten her yer de turist bulunuyor. Birbirinden değerli ilçelerine sahip olan Antalya’da görülmeye değer çok güzel yerler bulunuyor. Biz de bu sene tatilimizi Antalya’da yaptık ve bakın nereleri gezdik.
Antalya-Sorgun da bulunan otelimiz de güzel bir tatil yaptıktan sonra oradan ayrılırken bir gezelim dedik. Yolumuza çıkmadan önce herkesin yaptığı etrafımızda nereler var ? oldu. Nereyi görebiliriz? nereye gidebiliriz? ne yiyebiliriz? oldu. Şelaleri çok merak ediyorduk fakat yakınımızda Manavgat Şelalesi bulunuyordu. Düden şelalesine gidemedik ama inşallah onu da başka bir tatilimizde gerçekleştireceğiz. Orasının çok güzel olduğunu biliyoruz . İlk durağımız otelimize yakın olan Manavgat Şelalesi oldu.
Manavgat Şelaleri : Manavgat ilçesi içerisinde bulunan şelaleler büyük ve küçük şelale olarak ayrılıyor. Biz büyük şelaleye doğru yolumuzu aldık. Zaten büyüğe giderken küçük şelalenin yanından da geçiyorsunuz. Manavgat Şelalesine giriş 5 TL . Girdiğiniz zaman küçük küçük dükkanlar sizleri karşılıyor fakat ürünler çok pahalı. Minicik bir buzdolabı süsü bile 5TL. Hemen oradan hediyelik eşyalarınızı almayın, gezin dolaşın yada beğendiğiniz bir şey varsa alın. Biz sadece filler aldık, minik mum ve kokulu. Şelale büyük diye geçmesine rağmen o kadar büyük değil. Tamam çok güzel ama biz Düden ile kıyasladığımız için hüsrana uğradık. Bol bol fotoğraf çektik. Suda bir sürü balık vardı. Şelale yakınında kafeler var, gözlemeciler de bulunuyor. Karnınız acıkırsa burada balık yiyebilirsiniz.
Manavgat Şelalesi
Manavgat Şelalesi gezimiz

Şelalede bol bol fotoğraf çekildikten sonra şimdi yolumuz üzerinde olan Side bulunuyordu. Bakalım Side’de bizleri neler bekliyor?
Side Antik Kenti : Manavgat Side arası 7km. Yolda trafik yok, yol çalışması olursa o zaman kötü oluyor. Side’ye girdiğiniz zaman sizi tarih bekliyor olacak. Antik kent demelerinin en büyük nedeni de belki de kazıların devam etmesi, her yer de eskiye ait bir şeylerin olması. Biz ilk olarak Antik Tiyatroya girdik. Eğer müze kartınız yada Maximum kartınız varsa burayı ücretsiz gezebiliyorsunuz. Müze kartım yok diye sakın üzülmeyin orada hemen çıkarıyorlar. Benim maximum kartım olduğu için ücretsiz girdim , çocuktan para almıyorlar. Antik Tiyatroyu en fazla yarım saat içerisinde gezebilirsiniz. Tabi bol bol fotoğraf çekerseniz çünkü fazla bir şey yok burada.
Antik Tiyatro
Side Antik Tiyatro
Antik Tiyatrodan çıktık ve yürüme mesafesinde olan müzeye doğru ilerledik. Yol çok bozuk, biz cimcimenin puseti ile zar zor gittik. Yol boyunca açık alan olduğu için mutlaka şapkanızı takın, güneş kreminizi sürün.
Side Müzesi : Side’ye gittiğiniz zaman uğramanız gereken yerler arasında.Müze kartınız varsa ücretsiz olarak gezebiliyorsunuz. Konumu olarakta çok güzel bir yer de. Yol üzerinde giriş yaparken, gezinizi tamamladıktan sonra bahçesinde denize karşı oturabilirsiniz. Tuvaletleri de çok temiz. Özellikle içeriye girdiğiniz zaman sizi öyle güzel bir koku karşılıyor ki biz çok şaşırmıştık. Yerler beyaz kum, ayakkabılarınız bembeyaz olabilir. Müze çok güzel ama içeriye girince sakin bir ortam sizi bekliyor. Eskiye ait bir sürü şey sizi bekliyor, mutlaka gezip görün.
Side müzesi
side antik kenti müzesi
Side müzesi
Müzeden çıktık ve yol boyunca yürüdük. Müzenin hemen karşısında kazı çalışmalarının devam ettiğini görebilirsiniz. Orası kapalı ve giriş yasak. Şimdi sıra Apollon Tapınağında.
Apollon Tapınağı : Side antik kenti olmasından dolayı her yer de tarihi bir eser görme imkanına sahipsiniz. Apollon Tapınağı da onlardan bir tanesi. Müzeyi gezdikten sonra meydan gibi bir yere geleceksiniz. Yolun bittiği hatta oto parkın olduğu yerde aşağıya sahile doğru yürüyorsunuz. Uzun bir yol sizi bekliyor. Bir sürü dükkan var, sahile indiğiniz de Atatürk heykelinin oradan sola doğru dönüyorsunuz restaurantların orada dümdüz yürüyorsunuz ve karşınızda Apollon Tapınağı.Gittiğiniz zaman bu kadar yolu bunun için mi geldim diyebilirsiniz. Evet yeri çok güzel, deniz masmavi ama sadece bir tapınak. Terk edilmiş gibi, tarihi esere sahip çıkan yok, daha önceden girişte görevli varmış sanırım ama biz gittiğimizde hiç bir görevli yoktu. Cimcime pusetinde uyumaya devam ederken biz de bol bol fotoğraf çekildik. Zaten başka bir şey yapamazsınız, bu arada ayakkabılarınız yine bembeyaz aman geziniz bitmeden sakın temizlemeyin.
Side Apollon Tapınağı
Tapınak
Side tapınak
Apollon tapınağı
Apollon Tapınağından çıktıktan sonra artık dönüş için hazırdık. Otoparkın oraya gittiğimiz de bir dondurmacı var. Hemen köşede ağaların altında sizi bekliyor. Biz de orada dondurmamızı yedik ve dinlendikten sonra hava daha da sıcak olmadan yolumuza çıktık.
Güzel ve eğlenceli bir tatil oldu bizim için. Side birkaç saatte gezilecek değil ama biz yine de gezebildiğimiz kadar gezdik, gördük, eğlendik. Yaklaşık olarak 1700 km yaptığımız bu tatil bizim için özel tatiller arasına girdi. Karnımda 5 aylık bebeğim, yanımda 4 yaşında prensesim, başımızda sevgisini bizden eksik etmeyen bir tanecik eşim ile bu sene de tatilimizi bitirdik. Hayat çocukla çok güzel, kıymetini bilelim bol bol onlarla güzel vakit geçirelim . Bakalım daha nerelere gideceğiz?

Water Side Resort&Spa Otel- Side

Yaz tatili gelecek, geliyor derken geldi ve çok güzel geldi. Rezervasyonumuzu son iki hafta içerisinde yaptığımız ve çok merak ettiğimiz bu otel İpek için uygun olacak mı ?yemekleri nasıl? otelde yabancı çoğunluğu nasıl diye düşünmeye başlamıştık ve artık gitme zamanı gelmişti.
24 Ağustos itibari ile otele giriş yapmamız gerekiyordu. Saat 06:00 gibi Eskişehir’den yola çıktık. 14:30 gibi otele vardık ve otel ile imtihanımız başlamış oldu . İlk karşılama , ilgilenme ya da otelin girişi çok önemlidir değil mi? Biz de bunlara dikkat ettik ve iyi ki dikkat etmişiz. Resepsiyonda ki bayan bizim girişlerimizi yaptı ve yoldan geldiğimiz için yemek yememiz için snackbar’a gönderdi. Niye snackbar diye soranlar olacaktır. Saat 14:00 a kadar öğle yemeği bitiyormuş ama snackbar da akşama kadar atıştıracak her şey bulunuyordu. Yolumuz uzundu ve cimcime devamlı tuvalet için durdurduğu için bizde yol boyunca atıştırmıştık. Snackbarda biraz yemek yedikten sonra resepsiyona gittik ve odamız hazırlanmıştı. Biz odamıza çıktık bavullarımız sonradan geldi.
ODA : Odamız aile odamızdı. Deniz manzaralı seçmemize rağmen çok güzel bir oda bizim olmuştu. Deniz, havuz ve nehiri çok güzel görebiliyorduk. İyi ki bu oda olmuş diye sevindik. Odaya girdiğimiz de İpek içinde yatağın olmasına çok sevindik. Mor, gri ve bejin uyumu ile oda çok güzeldi. Balkonunda masa ve sandalyenin olması da çok iyi. Hatta sıcak su isterseniz ketılın olması, çay çeşitlerinin masada olması ve minibarın en bilindik marka içecek ile dolu olmasını çok beğendik. Sadece su farklı bir markaydı o da Isparta suyuymuş, tadı farklı değildi.Dolabı büyük ve kullanışlı ,bütün eşyalarımızı asabildik. İki çift terlik vardı, bir de tabi ki havlularımız. Banyoda kulak karışitırıcı pamuğu, tarak,bone, sabunlar bulunuyor. Dolapta ayakkabı parlatıcısınında olması güzeldi , minik olduğu için İpek çok beğendi.
Odanın tek saçma olan tarafı belki de banyonun küvetsiz olması, giderinin olmaması, banyo yaparken suyun dışarı çıkması ve duş alınan yerin odadan görülebilir olması. Stor ile camı kapatmışlar ama biz tuhaf karşıladık. 
YEMEK :İşte en sorun ettiğimiz,korktuğumuz bölüm. Yemekler tek kelimeyle harika … Sabah kahvaltısı ile başlayıp akşam yemeği ile sonlandırılan yemek bölümünde çeşitler çok fazla. Anneanne poğaçamıza bile denk gelmiştik kahvaltı da .Çeşit çeşit peynirler, zeytinler, tatlılar,ızgaralar, salatalar, daha neler neler hepsi çok güzeldi. Tatları da tamdı. Ne tuzsuz nede çok tuzluydu ,herşey kıvamındaydı.
Son günümüz de Türk gecesine denk gelmişiz haberimiz olmadan yemek saatinde indik aşağıya. Restauranta bir girdik ki ne görelim her yer kırmızı beyaz ve bayraklarımızla süslenmiş. Dışarıda Adana-Urfa-döner yapılırken içeride de birbirinden güzel ve değişik yemekler bizleri bekliyordu. Hele çiğ köfte yok muuu hala tadı damağımızda. Sunumlarda çok güzeldi.
water side resort otel
water side resort
water side türk gecesi
Water Side hotel
ÇOCUK BÖLÜMÜ(yemek) : Çocuklar için ayrı bir bölümün olması güzel ama sadece akşam yemeklerinde açık olması kötüydü. İpek pembe ve mavi tabakları gördüğü zaman hemen pembe tabağı alıp kendine yemekler seçmeye başladı. Zaten orada ki yemeklerde tam cimcimeye göreydi. İlk akşam bir hevesle yemeğini orada yedi ama ertesi gün oradan yemeğimizi alıp bizim yanımızda yiyeceğini söyledi . Minik masalar, tabaklar, duvardaki resimler bile çok güzeldi.
Bambini çocuk restaurant
water side çocuk bölümü
water side çocuk bölümü yemek
ANİMASYON : Mini diskoooo, her akşam saat 20:45 ten 21:20 ye kadar süren bu disko çok eğlenceli geçiyor. Animasyon ekibinin dans gösterileri, çocuklarla ilgilenmeleri hatta lazer olayına tepkileri bile dikkatimizi çekti. Cimcime ilk gün biraz tedirgin olsa da hemen adapte oldu. Aslı ablasının hareketlerinin yapmaya çalışırken dikkatleri de çekti yine. Her gün çocuk sayısı artıyordu ve sahneye sığmamaya başlamışlardı gerçekten. Otel çocuk dostu oteller arasına kesinlikle girecektir. Daha çok yeni bir otel ve belki çoğu kişi adını duymamıştır. Yeni otelleri gezmek, keşfetmek bizim işimiz sanırım :)
water side animasyon
water side mini disko

DENİZ : Side dendiği zaman genellikle herkesin aklına dalga gelir değil mi? Bizim gittiğimiz günler de dalga çok az vardı. Deniz sıcacıktı. Minnacık balıklar ayaklarınıza dokunsalar da deniz temiz ve güzeldi. Cimcime yüzmeyi öğrendi ve otelde tanıştığı Beren arkadaşı ile çok eğlendi. Kumlarda oynadı, güneşlendi, yüzdü. Otel ile kumsal arası yaklaşık 5 dk sürüyor. Her yarım saatte bir servis var fakat 5 dk için neden yürümeyelim ki? Kumsalda bulunan barda yemekte var, dondurmada olsaymış süper olurmuş ama maalesef yoktu.
Water Side kumsal

HAVUZ :Otelin bahçesinde üç havuz bulunuyor. Bir çocuk havuzu, yukarısı tente ile saklanmış, güneşten korunmaları rahat oynamaları için hazırlanmış ama konumu olarak kötü bir yerde, mini diskonun yapıldığı alanın hemen yanı, barın karşısı. Ortada büyük bir havuz bulunuyor, çocuklarında girebileceği yükseklikle başlıyor ve derinliği artıyor ,en son bölümde de kaydırakların bulunduğu havuz bulunuyor. 5 kaydırak var ve çok eğlenceli. Cimcime babasıyla çıktı ama yüksekten korktuğu için inmek zorunda kaldı. Biz de babamıza aşağıdan baktık o suya girdikçe ıslandık , güzel ve eğlenceliydi.
water side otelde havuz

Bu arada evden sakın havlu getirmeyin. Plaj havlularını ücretsiz otelden alabiliyorsunuz!
MİNİ CLUB: Cimcimenin vazgeçemediği yerler arasında da burası vardı. Sabah 10:00-12:30 ve 14:00-17:00 arasında çok güzel aktiviteler yapılırken parkında da çocuklar oynayabiliyor. Resim boyama, yüz boyama, kağıt katlama ve üzümlü alman ekmeği yaptı. Yaparken çok mutlu oldu bütün çocuklar. Aslı ablaları ekmek için daha önceden ellerini yıkamalarını ve hiçbir yere sürmemelerini de anlattı. Titiz olmalarını sevdik.
water side mini club
mini club water side

Çok eğlendiğimiz bir tatil oldu. İpek çok mutluydu. O mutlu olduğu sürece bizde mutlu olduk.Water Side Resort&Spa aileler için güzel bir otel. Çocuğunuz ile güzel bir otelde konaklayabilirsiniz. Dört dörtlük değil tabi , bazı eksiklikleri var ama yine de iyi bir otel. Biz beğendik ve tavsiye ediyoruz. Beğenilerinde değişken olduğunu tekrar söylemek isteriz. Herkese göre beğeni farklılık gösterir. Yeşil alana da sahip olması çok güzel.
4 gece 5 günlük tatilimiz bitti ve önümüz de ki tatilleri bekliyoruz. Bakalım kısa tatillerimiz olacak mı? Keşke bitmeyen tatiller olsa değil mi?

Çanakkale Gezimiz

Ruhu başka olan bir şehir ÇANAKKALE…
Hayatı orada yaşamak, ölen bir sürü insanın ismini o beyaz taşların üzerinde görmek, gencecik yaşta gidip savaşıp ölen o çocukların isimlerini orada okumak gerçekten çok değişik bir duygu.
Çanakkale’ye ilk gittiğimiz de bu kadar ayrıntılı gezmemiştik, hayatın çocukla çok güzel ve eğlenceli olduğunu vurgulamaya çalışırken ülkemiz için önemli olan yerleri de kızımızla gezip görmek bizim için paha biçilemez bir duygu. İpek, gidene kadar çok heyecanlıydı, ben ilk defa Çanakkale’ye gidiyorum diye diye yolumuza devam ettik. 1 günlük İstanbul’dan kaçmak bile bizlere çok iyi geldi.
Cumartesi saat 21:00 gibi hareket ettik. Çanakkale’de Boss Hotel‘de rezervasyonumuzu yaptırmıştık. Kardeşim ,eşi ve annem babamla çıktığımız ilk seyahat oldu. İki araba yolculuğumuz başladı. 4-5 saatte gideriz dediğimiz yol bize 8 saate mal oldu. Yol çalışmaları yüzünden yol tek şerit, uzun sürede öyle devam edecek gibi. Bir de navigasyonun azizliğine uğradığımız için çok değişik yerlere gittik. Bilmediğiniz bir yere gidecekseniz mutlaka sabah gündüz gözüyle çıkın, Rahat rahat geze geze gidin. Yenice ,denen yeri hiç unutmayacağım ,bir de yanlış girdiğimiz o bilinmez sokak, Allah’ım bir daha düşürmesin böyle sokaklara. Ne kadar çok korktuğumuzu anlatamam. O sokakta arabaya saldırabilir, camları kırabilir yada başka şeyler yapabilirlerdi, nasıl çıkacağımızı bilemedik, Allah yardımcımız oldu resmen.
Saat 04:00 da sonunda Çanakkale  -Eceabat’a vardık. Meğer orada 3 farklı otel varmış aynı isimde , netten baktığımızda deniz kenarında olduğu görülüyordu, ilk gittiğimiz otel ikinci otelmiş. Neyse odamız iki odalı 6 yataklı bir odaydı. Temizdi, kliması vardı, banyosu havluları tertemizdi. Hatta çarşafları bile yeni geçirilmiş, güzel kokuyordu. Fiyatı da 200 tl di 6 kişi , çok uygundu bu fiyata anca böyle bir oda olabilirdi. Sabah 11:00 e kadar kahvaltının olduğunu söylediler, kahvaltıya biraz geç indik ama çok ahım bir şey beklemiyorduk zaten öyle de oldu.Neyse kahvaltımızı yaptık ,ilk durak olarak Abideler‘e gittik…
Abideler : Eceabat’tan 35 km uzaklıkta Gelibolu ilçesinde yer alıyor. Giderken çok güzel yerlerden geçiyorsunuz, yol temiz. Tabelalar sizi direk götürüyor. Oraya gittiğiniz de değişik bir hava sizi bekliyor. Bayrakların dalgalanması bile farklı. Mutlaka gidip görülmesi gereken yerler arasında. Ağaçların altında banklarda oturduğunuzda huzur kaplıyor.
çanakkale şehitlik gezisi
Abideler’de gezip büyük dedelerimizin isimlerini bulduktan sonra Conkbayırı’na gitmek için yola koyulduk.
Conkbayırı :Anzak ve İngiliz ordularının saldırmasıyla gerçekleşen savaşın ortasından geçmek çok değişik bir duygu. O bayırı tırmanırken her yerde şehitliklerin olması sizleri şaşırtabilir.
çanakkale gezimiz
57. Alay Piyade Taburu : İşte buranın anlam ve önemi çok farklı. 25 Nisan 1915 te Anzaklara karşı çıkan Osmanlı alayı. Hepsinin biranda ölmesi, gencecik çocukların hiç bir şey yapamadan orada can vermesi. 3000 subay ve asker… 72.77 ve 57. alay taburları Conk Bayırında kendilerinden kat be kat büyük olan ordulara karşı taaruza geçmiş. İsimler tek tek yazılmış, yazılamayanlar da vardır kesinlikle.
çanakkale 57. alay

Conk Bayırından aşağıya doğru inerken ayçiçekleri sizlere gülümsüyor ama bu sene nedense bütün ayçiçekleri kurumuş, kararmış çok kötü olmuştu. İpek ilk defa gördüğü için mutluydu ama keşke sapsarı ve kurumamış olsalardı. Havanın çok sıcak olması ve dönüş için geç kalmamak için çıktık oradan. Çıkışta sizleri Çanakkale’ye özgü ürünler bekliyor, biz oradan zeytin ve zeytin yağı aldık. Fiyatları da çok uygun.
ÇANAKKALE GEZİSİ
Gelibolu : Gelibolu merkez çok güzel olmasına rağmen feribota binmek için ana yolun tek şerit olması ve kuyruğun merkeze kadar olması kötü. Gelibolu’nun süt reçeli meşhurmuş, ben hiç yemedim ama yengemiz bu reçele bayılıyormuş. Gelibolu-Lapseki feribotları her gün 23:25 e kadar var. Feribot seferleri için 
Artık dönüş zamanı gelmişti. Yorucu ve koşturmacalı bir günün ardından bakalım yol nasıl olacak diye düşünürken akşam geçtiğimiz yerler bu şekildemiymiş dedik. Yollar gerçekten çok kötü. Yol kenarlarında bulunan manav gibi yerlerden annemler domates, salatalık, patlıcan,üzüm , karpuz aldılar. Ürünler o kadar güzeldi ki hafta sonu tatile gideceğimiz için biz bir şey almadık. İpek domatesleri görünce kendinden geçti. Kocamanlardı. Alışverişimizi yaptıktan sonra artık Edirne ‘de köfte yemeğe sıra gelmişti. Hep birlikte Edirne köftemizi de yedik ve artık İstanbul ve uzun trafik için hazırdık. Bol bol su içerek geçirdiğimiz yolculuğumuz sağ sağlim 22:10 itibari ile bitmişti. Eve girdiğimiz de ailece perişandık. Ertesi günün iş olması kötü oldu ama güzel bir macerayı geçirmiş olduk. Cimcime koltuğunda uyuduğu için pek rahattı. Canı sıkılmasın diye oyuncaklarını , tableti yanımıza almıştık. Güzel ve sorunsuz bir şekilde çok şükür yolculuğumuz bitti. Şimdi sırada uzun zamandan beri beklediğimiz yaz tatilimiz var. Bakalım bizi Side de neler bekliyor?